TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu, 6 Şubat 2023’te yaşanan büyük depremlerin üçüncü yıl dönümünde yaptığı ortak açıklamada, Türkiye’nin deprem gerçeğine karşı hâlâ yeterli hazırlık içinde olmadığını vurguladı.
6 Şubat 2023’te yaşanan büyük depremlerin üçüncü yıl dönümünde TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu, Türkiye genelinde yaptığı ortak basın açıklamasında deprem gerçeğine karşı hâlâ yeterli hazırlık yapılmadığını vurguladı.
Oda Yönetim Kurulu tarafından yapılan açıklamada şu görüşlere yer verildi;
On binlerce yurttaşımızı yitirdiğimiz, 11 ilde yaklaşık 40 bin binanın yıkıldığı, 200 binden fazlasının ağır hasar aldığı 6 Şubat Depremlerinin yıl dönümünde, kaybettiklerimizi saygıyla anıyoruz; geride kalanlara karşı sorumluluğumuzun bilinci ve ülkemizin güvenli geleceği için bu tarihi, yalnızca bir anma günü olarak görmüyor, depremlerin 3. yıl dönümünde ihmallerin, yanlış tercihlerin ve görmezden gelinen gerçeklerin ağır sonuçlarını hatırlatma gereği duyuyoruz. Altını çizerek ifade etmek gerekir ki Türkiye’de deprem “beklenmedik” bir doğa olayı değil; tam olarak ne zaman, nerede ve ne büyüklükte olacağı tespit edilemese de öngörülebilir ve etkileri büyük ölçüde azaltılabilir bir gerçektir.

Deprem gerçeği öngörülebilir: Depremler doğanın beklenmedik olayları değil; etkileri bilim, mühendislik ve doğru planlama ile azaltılabilir.
Yapı stoku riskli: Türkiye’deki binaların önemli bir kısmı hâlâ yüksek deprem riski altında. 2000 yılı öncesi inşa edilen yapılar ve imar affı uygulamaları, mühendislik hizmeti almamış kaçak yapıların yasallaşmasına yol açtı.
Resmî veriler alarm veriyor: TBMM raporuna göre 6-7 milyon konutun acilen dönüştürülmesi gerekiyor. Bakanlık verilerine göre yalnızca İstanbul’da 600 bin konut çok riskli.
Kentsel dönüşüm rant odaklı: Mevcut politikalar deprem riskini azaltmaktan çok, arsa değeri yüksek bölgelerde parsel bazlı yenilemelere indirgenmiş durumda. Dar gelirli yurttaşların yaşadığı bölgelerde dönüşüm ya hiç başlamadı ya da sürdürülebilir ilerlemedi.
Toplanma alanları yetersiz: Deprem sonrası toplanma alanlarının sayısı az, mevcut olanların bir kısmı ise yapılaşmaya açıldı. Oysa bu alanlar afet öncesi planlamanın asli unsuru olmalı.
Afet yönetiminde eksiklikler: Okullar, hastaneler ve kamu binalarının güvenliği konusunda şeffaf bilgi paylaşılmıyor. Afet yönetimi yalnızca arama-kurtarma değil, risk azaltma ve hazırlık düzeyiyle ölçülmeli.
Depremzedelerin sorunları sürüyor: Üç yıl geçmesine rağmen geçici barınma alanlarında yaşayan yurttaşların barınma, sağlık ve eğitim sorunları tam olarak çözülemedi. Yeniden inşa süreci yalnızca binalarla sınırlı kaldı.
Çağrı
TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası, afetlerin kader olmadığını, bilimi ve mühendisliği dışlayan politikaların acı sonuçlar doğurduğunu belirterek şu adımların acilen atılması gerektiğini vurguladı:
Ülke çapında güncel ve şeffaf bir yapı envanteri oluşturulmalı.
Kentsel dönüşüm rant odaklı değil, risk temelli kamu politikası olarak uygulanmalı.
Yapı üretiminin tüm aşamalarında mühendislik hizmetleri eksiksiz sağlanmalı.
Denetimler sıkı ve bağımsız şekilde yapılmalı.
“6 Şubat’ta yitirdiklerimize karşı sorumluluğumuz, aynı acıların bir daha yaşanmaması için bugünden harekete geçmektir. Bilimin ve mühendisliğin uyarılarını dikkate almadan geçen her gün, yeni felaketlerin zeminini hazırlamaktadır.”
