SAĞLIKTA KORUYUCU ÇÖKÜŞ: AİLE PLANLAMASI DANIŞMANLIKTAN ÖTEYE GEÇEMİYOR

Batı Yakası TV
Batı Yakası TV  - Editör
6 Min Okuma

Birlik ve Dayanışma Sendikası’nın 245 Aile Sağlığı Merkezi çalışanıyla gerçekleştirdiği çalışma, birinci basamakta aile planlaması hizmetlerinde dikkat çekici bir tablo ortaya koydu. ASM çalışanlarına göre başvuranların yüzde 81,6’sı ücretsiz yöntem sağlanmadığında korunamayacak durumda. Buna karşılık merkezlerin yüzde 89,7’sine son bir yılda rahim içi araç (RİA) tedarik edilmedi. Sendika Genel Başkanı Dr. Ahmet Mehlepçi, ücretsiz yöntemlere erişimdeki aksamanın istenmeyen gebeliklerden güvenli olmayan müdahalelere kadar ciddi sonuçlar doğurabileceği uyarısında bulundu.

Türkiye’de koruyucu sağlık hizmetlerinin en önemli ayaklarından aile planlamasında, danışmanlık ile uygulama arasındaki makas açılıyor. Aile Sağlığı Merkezlerine başvuran yurttaşların önemli bir bölümünün ücretsiz korunma yöntemlerine ihtiyaç duyduğu belirtilirken, merkezlere doğum kontrol araçlarının düzenli ulaştırılmaması ve uygulama için gerekli personel ile fiziki koşullardaki eksiklikler hizmete erişimi güçleştiriyor.

Birlik ve Dayanışma Sendikası’nın 245 ASM çalışanının katılımıyla hazırladığı “Birinci Basamakta Üreme Sağlığı Hizmetleri Durum Raporu” bu tabloyu rakamlara yansıttı.

Rapora göre ASM çalışanlarının yüzde 81,6’sı, merkezlere başvuran kişilerin ücretsiz korunma yöntemi sağlanmadığında korunamayacak durumda olduğunu belirtti. Buna karşın ASM’lerin yüzde 89,7’sine son bir yılda RİA (rahim içi araç) tedarik edilmediği bildirildi.

245 ASM’DEN ÇARPICI TABLO

Sorun yalnızca malzeme teminiyle sınırlı değil. Araştırmaya katılan ASM’lerin yüzde 40’ında RİA uygulaması için uygun dezenfeksiyon ortamının bulunmadığı, yüzde 71’inde ise RİA uygulama sertifikasına sahip sağlık çalışanı olmadığı belirtildi.

Bu koşullar hizmetin fiilen verilmesine de yansıyor. Rapora göre son bir yılda ASM’lerin yüzde 96,7’sinde hiç RİA uygulanmadı.

Çalışmada RİA’nın yanı sıra aylık enjeksiyon ve doğum kontrol haplarının temininde de ciddi aksaklıklar yaşandığı belirtiliyor. Katılımcılar, ücretsiz yöntemlere erişemeyen kişilerin korunmasız kalabileceğini ve durumun önemli bir halk sağlığı problemine dönüşebileceğini ifade ediyor.

Raporda ortaya çıkan tablo; malzeme eksikliği, sertifikalı hekim, ebe ve hemşire yetersizliği, uygun fiziksel ortam bulunmaması ve artan iş yükünün birinci basamakta üreme sağlığı hizmetlerini birlikte etkilediğini gösteriyor.

“DANIŞMANLIKTAN ÖTEYE GEÇEMİYOR”

Birlik ve Dayanışma Sendikası Genel Başkanı Dr. Ahmet Mehlepçi, araştırmanın sonuçlarının aile planlaması hizmetinin önemli ölçüde danışmanlık seviyesinde kaldığını gösterdiğini savundu.

“Elimizdeki veriler, Türkiye’de aile planlaması için doğum kontrol yöntemlerinin ASM’lere verilmediğini, koruyucu hekimliğin temel taşı olan aile planlaması hizmetinin danışmanlıktan öteye geçemediğini ortaya koyuyor” diyen Mehlepçi, özellikle ekonomik olanakları sınırlı kişilerin ücretsiz yöntemlere ulaşmasının önemine dikkat çekti.

ASM’lere büyük ölçüde düşük ve orta sosyoekonomik gruplardan yurttaşların başvurduğunu ifade eden Dr. Mehlepçi, “Bu yurttaşlara doğum kontrol malzemelerinin verilememesi demek, aile planlamasının yapılamaması demek” dedi.

“İSTENMEYEN GEBELİKLER CİDDİ SAĞLIK RİSKLERİ DOĞURABİLİR”

Mehlepçi’ye göre ücretsiz korunma yöntemlerine erişimde yaşanan aksama yalnızca aile planlaması açısından değil, kadın sağlığı açısından da değerlendirilmesi gereken bir sorun.

İstenmeyen gebeliklerde kişilerin güvenli olmayan yöntemlere yönelme riski bulunduğunu söyleyen Mehlepçi şu uyarıda bulundu:

“ASM’ye başvuran bir kişi söz konusu hizmete ulaşamıyor. Bu da aile planlamasını fiilen engelliyor. Bunun istenmeyen olumsuz sonuçları ile karşılaşmak mümkün. Örneğin istenmeyen gebeliklerde merdiven altı yerlerde sonlandırmak zorunda kalan hastalar olabilir. Bunlar anne ölümlerini artırabilir.”

Mehlepçi, anne ölümlerinin önlenmesi ve sağlıklı gebeliklerin desteklenmesi açısından Sağlık Bakanlığı’nın koruyucu sağlık hizmetlerine daha güçlü biçimde yaklaşması gerektiğini söyledi.

“TALEP EDİLİRSE GÖNDERİLMESİ YETERLİ DEĞİL”

Sorunun nedenlerinden birinin malzemelerin ASM’lere düzenli ve sistematik biçimde ulaştırılmaması olduğunu ileri süren Mehlepçi, Sağlık Bakanlığı’nın söz konusu malzemeleri talep edilmesi halinde göndermesinin sahadaki ihtiyacı karşılamaya yetmediğini savundu. Dr Ahmet Mehlepçi, “Bu durum aile planlaması hizmetlerinin aksadığını, yeterince verilemediğini çok net ortaya koyuyor” dedi.

Bakanlığın uygulamasının nüfus politikalarıyla ilişkili olabileceği görüşünü de dile getiren Mehlepçi, bunun “üç çocuk politikasına yönelimle bağlantılı bilinçli bir yaklaşım olduğu” izlenimi yarattığını söyledi. Ücretsiz aile planlaması hizmetini en çok kullanan kesimin sosyo ekonomik olarak düşük, orta gelirli insanlar olduğunu belirten Dr. Mehlepçi bunların malzeme alamamasının, istenmeyen gebelikler, anne ölümleri gibi sonuçları olabileceğini söyledi. Dr. Mehlepçi Bakanlıkça malzeme gönderilmemesinin bu kesimleri özel sektöre yönlendirdiğine dikkat çekerken, ASM’lere malzeme verilmediği dönemde doğum kontrol malzemelerindeki fiyat değişiminin, normal ilaç ve malzemelerden daha fazla olmasının dikkat çekici olduğunu açıkladı. Dr. Mehlepçi bu konuda şu örneği paylaştı:

“Sık kullanılan bir doğum kontrol hapının fiyatı 19 Şubat 2022 tarihinde 31,51 lira iken bugün 446,52 TL seviyesinde. Ertesi gün hapının fiyatı 19 Şubat 2018 tarihinde 66,53 lira iken bugün 910, 24 TL seviyesinde. Buna karşılık örneğin 19 Şubat 2022 tarihinde Parol’ün fiyatı 12 lira iken bugün 15,16  TL seviyesinde, Coraspin’in fiyatı 7,35 lira iken bugün 64,77 TL seviyesinde bulunuyor.” Üreme sağlığı için kullanılan ilaçlar kamunun geri ödemesinden çıktığında fiyat artışları da kontrolden çıkıyor.

“KORUYUCU SAĞLIK HİZMETİ GÜÇLENDİRİLMELİ”

Birinci basamak sağlık hizmetlerinin yalnızca hastalık ortaya çıktıktan sonra tedavi sunan değil, hastalıkları ve sağlık risklerini ortaya çıkmadan önlemeyi hedefleyen bir sistem olduğuna dikkat çeken Mehlepçi, aile planlamasının da bu yaklaşımın temel parçalarından biri olduğunu vurguladı.

Raporda ortaya çıkan yüzde 89,7’lik RİA tedarik eksikliği ile yüzde 96,7’lik “hiç uygulama yapılmadı” oranının birlikte değerlendirilmesi gerektiğini belirten DR. Mehlepçi, aile planlamasının yalnızca danışmanlık verilerek sürdürülemeyeceğini söyledi.

Sağlık hizmetine başvuran kişinin ihtiyacı olan korunma yöntemine de erişebilmesi gerektiğini ifade eden Mehlepçi, ASM’lerde malzeme tedarikinin sürekliliğinin sağlanması, uygulama sertifikasına sahip sağlık çalışanı sayısının artırılması ve gerekli fiziki koşulların oluşturulması çağrısında bulundu.

Bu haberi paylaş
Yazar Batı Yakası TV Editör
Takip Et:
Batı Yakası TV - Bölgenin Tek İnternet Televizyonu