DÜNDEN YARINA GELECEK YAŞAM (2)

Murat Kaya
Murat Kaya
3 Min Okuma

  İçinde bulunduğumuz çağda; yaşam ilişkilerinin biçimlendirilmesi ile; aile yapıları dağınık, ekonomiler alt üst , toplumsal sistemler çözümsüz olup değerlerimiz yok edilmektedir. Yeniden yapılandırılan dünya düzeni herkesi etkiliyor. Eski güç ilişkilerinin, ayrıcalıklarının, seçkinliklerin tamamına meydan okuyarak , yarının güç çekişmesi zemini yaşanıyor. Bu yeni uygarlık, geleneksel endüstri toplumu ile çatışma yaşatıyor. Bu yeni süreç önceki evrelerden daha teknolojik hem daha endüstri karşıtıdır. Bu yeni uygarlıkta yaşam tarzı; çeşitli ve yenilenebilir enerji kaynaklarına, eski fabrika düzenini etkisiz kılan, üretim süreçlerine, yeni aile yapısına, elektronik ev kurumuna, eskisinden farklı yeni okul ve kurum yapılarına dayanıyor. Ortaya çıkan YENİ UYGARLIK: İnsanlar için yeni davranış kalıplarını belirliyor. Bizi, standarttan, merkezi birimlerden, yönetim şekillerinden, enerji-para-gücün tek elde toplanmasından uzaklaştırıyor.             

   Bu gelişim süreci; eskisine meydan okurken,bürokrasileri devirecek,ulus devletler rolünü sınırlayacak, dünyada yarı bağımsız ekonomilerin oluşmasını  sağlamak hedefindedir. Bu gün bilinenden daha basit ,etkili,demokratik  devletlerin kurulması mümkün olacak.Bu uygarlık;özgün dünya görüşüne,zaman-mekan,mantığı ele alışında, kendine has tarza sahip olacak…Üretici-tüketici arasındaki engeli yıkıp, Yarının ekonomilerinde “ÜRETEN TÜKETİCİLER” yaygınlaşacaktır. Endüstri toplumu yayılırken , temelde tarım toplumu olarak kalmış bir çok ülkede “çelik/otomobil/tekstil fabrikaları ” “demiryolları/gıda işletme/”tesisleri kurmak için birbiriyle yarışıyorlar.

 Endüstri devrimi gücünü tüketmedi henüz. Fakat son 50/70 yıllık sürecin içindeki yeni uygarlık tüm yaşam alanlarında  dokunduğu her şeyi değiştirerek yayılıyor. Bir çok ülke yeni uygarlığın gelişimini kendinde farklı hız-güç-etki içinde fakat aynı anda hissediyor. Günümüzde politik yaşamdaki belirgin tutarsızlık, kişilik parçalanmasında da görülüyor.İnsanlar rekabet halindeki terapiler arasında ne yapacaklarını şaşırmış halde dolaşıyorlar.

Bazıları toplumsal yapılara katılırken bazıları ise günlük hayatın saçmalığına ve anlamsızlığına inanıp kendi içlerine kapanıyorlar.Farklı toplumsal dönemlerin devrimsel dönüşümlerini yarattığı çekişmeleri, anlarsak geleceğin temsil ettiği seçenekleri daha iyi anlarız. Ve bizi etkileyen toplumsal- politik güçlerin içeriklerini objektif kavrarız. Her birimizin de yaşama, yaşamsal tarihe üstlendiğimiz roller dahilinde etkilerini de kavrarız. Değişim dönemleri; iş-aile-yaşam tüm alanlarında olduğu kadar kişisel ahlak değerlerimizi de etkileyip yoğuruyor. Yaşam tarzımızda, seçmenlik tutumumuzda bu etki kendini gösteriyor. Zengin ülkelerde yaşayan halkların çoğunluğu temelde varolan düzeni korumaya kararlıdır. Endüstri devriminin toplumsal sürecini ve yarını yenilenip yaratmaya çalışan yeni uygarlığın/sürecin içindeki bireyleriz…

Ya da hem Endüstri devrimi hem de günümüz uygarlık çemberinin içinde ikisinin  şaşkın, kendini engelleyen,ne yapacağına karar veremeyen bir bileşimiyiz. Günümüzde siyasal erkler,partiler, adaylar ne söylerse söylesinler, aslında Endüstri sisteminden daha fazla pay koparma peşindeler…

Halkların çoğunluğu batan Titanik gemisinde hayatlarımızı kurtarmaya çalışırken, erk sahipleri güvertede , siyasiler en iyi koltuğu kapma peşindeler… Günümüzde politik sorunun özü/temelinde ; “Endüstri Uygarlığının ” son dönemlerini kimin yöneteceği değil onun yerine geçen yeni uygarlığı kimlerin yöneteceğidir…        

Bu haberi paylaş
yorum Yap