EĞİTİM SEN, Türkiye genelinde 2025-2026 eğitim-öğretim yılının anatomisini çıkaran kapsamlı raporunu kamuoyuyla paylaştı. Raporda, eğitim sisteminin kronikleşen sorunlarının piyasalaşma, güvencesizlik, şiddet sarmalı ve ideolojik kuşatmayla bu dönem daha da derinleştiği vurgulandı.
İşte 2025/’26 eğitim-öğretim yılı sonu itibarıyla Türkiye’de eğitimin durumunu gözler önüne seren temel başlıklar:
1. Eğitimde Piyasalaşma: Her Dört Okuldan Biri Özel Okul
Türkiye’de faaliyet gösteren özel okulların devlet okullarına oranı %24 seviyesine ulaştı. Özel öğretimin sistemin ana taşıyıcı bileşenlerinden biri haline geldiğini belirten sendika, artan bağış, servis, yemek ve kitap maliyetlerinin velilerin sırtında ciddi bir yük oluşturduğunu ve parasız eğitim ilkesinin pratikte tasfiye edildiğini belirtti.
2. Öğretmenlerin İstihdam Yapısı ve Güvencesizlik
MEB bünyesinde görev yapan toplam 1.130.021 personelin 1.048.079’unu eğitim-öğretim hizmetleri oluşturuyor. Kadrolu 945.162 öğretmen arasında kadın öğretmen oranı %59 iken erkek öğretmen oranı %41 olarak kaydedildi.
Ücretli Öğretmenlik Sömürüsü: Sözleşmeli öğretmen sayısını bile geride bırakan ücretli öğretmenlik uygulaması, “asgari ücret altı kazanç” ve “sıfır güvence” ile esnek istihdamın en somut kanıtı olarak nitelendirildi.
Taşeronlaşma: Okullarda memur ve yardımcı hizmetli alımı yapılmaması sebebiyle, İŞKUR bünyesindeki TYP ve İUP gibi geçici programlarla güvencesiz çalıştırma yaygınlaştı.
3. Okullarda Temizlik, Hijyen ve Şiddet Krizi
2025/’26 eğitim yılında okullardaki temizlik personeli eksikliği büyük bir hijyen krizine yol açtı. Bunun yanı sıra, okullarda artış gösteren şiddet olayları döneme damgasını vurdu. İstanbul’da öğretmen Fatma Nur Çelik’in hayatını kaybetmesi, Şanlıurfa Siverek ve Kahramanmaraş’ta yaşanan silahlı saldırılar okul güvenliğini acil bir gündem maddesi haline getirdi. Eğitim Sen, polisiye tedbirler yerine kalabalık sınıfların azaltılmasını, Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik (PDR) ile sosyal hizmet uzmanlarının koordineli çalıştığı pedagojik bir kalkan oluşturulmasını talep etti.
4. Çocuk Yoksulluğu ve Okulda Beslenme Sorunu
OECD verilerine göre Türkiye, çocuk yoksulluğunda %20’nin üzerindeki oranıyla en üst sıralarda yer alıyor. Ülkemizde her 5 çocuktan biri temel ihtiyaçlarını karşılayamazken, sendika sermayeye teşvik yerine tüm öğrencilere “Okulda Bir Öğün Ücretsiz Sağlıklı Yemek ve Temiz Su” sağlanmasının merkezi bir politika haline getirilmesi gerektiğini yineledi.
5. Çocuk İşçiliği ve MESEM Projesi
Çocuk işçiliğinin yasallaştırılmış bir sömürü modeline dönüştüğünü savunan Eğitim Sen, çarpıcı veriler paylaştı:
Türkiye’de geniş tanımlı 2 milyonun üzerinde çocuk işçi bulunuyor.
2025 yılında en az 94 çocuk iş cinayetlerinde yaşamını yitirdi.
2026 yılının ilk 6 ayında ise 23 çocuk işçi hayatını kaybetti. Rapor, MESEM uygulamalarının daha fazla can almadan derhal durdurulması çağrısında bulundu.
6. ÇEDES ve “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” İdeolojik Kuşatması
Geçtiğimiz öğretim yılından itibaren uygulanmaya başlanan yeni müfredat programı (Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli) ve ÇEDES projeleri sert dille eleştirildi. Din Öğretimi Genel Müdürlüğü bütçesinin 2021’de 11,9 milyar TL iken, 2025’te geometrik bir hızla 109,8 milyar TL’ye (yaklaşık 9,2 kat artış) yükselmesi, eğitim politikalarındaki siyasal tercihlerin en açık kanıtı olarak sunuldu. Eğitim Sen, bilimsel ve laik eğitimi tasfiye etmeyi amaçlayan bu modelin geri çekilmesini istedi.
7. Ataması Yapılmayan Öğretmenler ve ÖMK Çıkmazı
On binlerce derslikte kadrolu öğretmen bulunmazken, yüz binlerce öğretmenin “ataması yapılmayan öğretmen” konumuna düşürülerek güvencesiz işlere mahkûm edildiği belirtildi. Mülakat sisteminin kaldırılması istenirken, Öğretmenlik Mesleği Kanunu (ÖMK) ile getirilen kariyer basamakları sisteminin öğretmenleri böldüğü ifade edildi. 1 milyon 34 bin öğretmenden sadece 315 bin 856’sının (uzman ve başöğretmen) ek haklardan yararlanabildiği, üçte ikisinin ise “eşit işe eşit ücret” ilkesinden mahrum bırakıldığı aktarıldı. 13 Nisan 2026’da derslere başlayan Milli Eğitim Akademisi modelinin ise eğitim fakültesi diplomalarını fiilen yok saydığı savunuldu.
Eğitim Sen’in Çözüm İçin 4 Temel Sütunu:
Esnek ve güvencesiz çalışma biçimlerine son verilerek, herkese mülakatsız, kadrolu istihdam sağlanması.
Bütçe kaynaklarının özel okullara değil, devlet okullarına aktarılarak ücretsiz yemek ve su imkanı sunulması.
Çocukları fabrikalarda ucuz iş gücü olarak sömüren MESEM uygulamalarının derhal durdurulması.
ÇEDES, tarikat ve cemaat protokollerinin iptal edilerek laik, bilimsel ve anadilinde eğitimi esas alan bir müfredatın kolektif bir süreçle hazırlanması.
