Tarihten günümüze zaferin anahtarı; güçlü iç cephe, teknolojik bağımsızlık ve esnek diplomaside gizli. Araştırmacı-Yazar Seçkin Yıldırım, Batıyakası Medya köşesinde bölge barışını güvenceye alacak ve küresel güç dengelerini değiştirecek “Mutlak Zafer Doktrini”ni açıklıyor:
‘’Milli güvenlik jeopolitik strateji ve kriz yönetimi derin bir tarihsel analiz soğukkanlı bir gerçekçilik ve çok boyutlu bir devlet aklı gerektirir, Tarih boyunca büyük imparatorlukların Türk devletlerinin ve İslam medeniyetinin varlık mücadelelerinde elde ettiği zaferler incelendiğinde askeri güç kadar diplomasinin iktisadi dayanıklılığın ve toplumsal kenetlenmenin belirleyici olduğu görülür,
Küresel krizlerin ve gerilimlerin arttığı dönemlerde zaferin en üstün formu savaşmadan caydırıcılık sağlamak ve barışı korumattır, Klasik askeri stratejist Sun Tzunun da belirttiği gibi en büyük zafer savaşmadan kazanılan zaferdir,
Tarihsel birikim stratejik analizler ve günümüz dünyasındaki güç dengeleri ışığında Türk devletlerinin ve bölge ülkelerinin güvenliğini huzurunu ve caydırıcılığını sağlamaya yönelik temel stratejik ilkeler şunlardır,
Tarihte Osmanlı ve Selçuklu gibi büyük devletler tek bir bloğa bağımlı kalmak yerine jeopolitik dengeleri gözetmişlerdir, Küresel güçlerle ilişkilerde çıkar odaklı bağımsız ve dengeli bir çizgi izlemek izolasyonu önler, Yunanistan İran Irak ve Ortadoğu ülkeleriyle doğrudan diyalog kanallarını açık tutmak krizlerin tırmanmasını engeller, Müşterek ekonomik ve güvenlik çıkarları üzerinden kurulan bölgesel ittifaklar dış müdahalelerin alanını daraltır, Türk Devletleri Teşkilatı ve İslam İşbirliği Teşkilatı gibi yapılar üzerinden iktisadi kültürel ve askeri alanda kurumsal işbirliklerini derinleştirmek ortak bir caydırıcılık alanı oluşturur,
Ulusal toprakların ve hava sahasının güvenliği için yerli ve milli imkanlarla geliştirilen katmanlı hava savunma sistemlerinin yaygınlaştırılması ve entegrasyonu esastır, Akdenizde Egede ve Karadenizde seyrüsefer güvenliğini sağlama deniz yetki alanlarını koruma ve deniz kuvvetlerini insansız deniz araçları denizaltılar ve uçak gemisi konseptleriyle güçlendirme stratejisi devam ettirilmelidir, İHA ve SİHA teknolojilerindeki liderliğin yapay zeka entegrasyonu sürü konseptleri ve elektronik harp sistemleri ile desteklenmesi asimetrik bir teknolojik üstünlük sağlar, Günümüz savaşlarının ilk cephesi siber alandır, Kritik altyapıların siber saldırılara karşı korunması ve uydular üzerinden bağımsız istihbarat kapasitesinin artırılması hayati önem taşır,
Tarihteki tüm büyük zaferlerin temelinde iç cephenin sağlamlığı yatar, Farklı toplumsal kesimlerin ortak milli değerler etrafında kenetlenmesi dış kaynaklı dezenformasyon ve manipülasyonlara karşı en büyük kaledir, Güçlü bir savunma güçlü bir ekonomiyle mümkündür, Enerjide dışa bağımlılığı azaltmak gıda güvenliğini sağlamak ve kritik teknolojilerde yerlileşme oranını yükseltmek stratejik esneklik sağlar,
Kara sınırlarımızın fiziki ve teknolojik imkanlarla tahkim edilmesi terörle mücadelede kaynağında yok etme doktrininin sürdürülmesi sınır hattını güvenli kılar, Doğudan batıya kuzeyden güneye kesintisiz askeri lojistik hatların kurulması kriz anlarında hızlı intikal ve esneklik kabiliyeti kazandırır,
Büyük devletlerin ve milletlerin gücü sadece askeri mühimmat miktarında değil akılcı diplomasi teknolojik üstünlük güçlü bir ekonomi ve bozulmaz bir milli birlik hissiyatında saklıdır, Savaşı engellemenin en etkili yolu potansiyel rakip ve düşmanlara karşı saldırmanın maliyetini ödenemez kılacak bir caydırıcılık seviyesine ulaşmaktır.
İnsanlık tarihi boyunca zafer kazanan tarafların stratejileri incelendiğinde düşmanın kuvvet merkezini tespit edip o merkeze nispi üstünlükle saldırmak esastır, Romalıların Kartacaya karşı uyguladığı lojistik felç stratejisi Büyük İskenderin Gaugamelada Pers ordusunun komuta kademesine doğrudan hamlesi Osmanlı Devleti’nin Mohaçta ateşli silahlar ile süvari birliklerini entegre etme kabiliyeti zaferin askeri akıl ile şekillendiğini gösterir,
Haçlı seferlerinden günümüze uzanan süreçte Batı blokunun uyguladığı en temel strateji bölünmüş cepheler yaratmaktır, Müslüman coğrafyayı ve Türk devletlerini küçük gruplara ayırarak birbirleriyle çatıştırmak düşmanın en kadim oyunudur, Selahaddin Eyyubinin Hıttinde kazandığı zaferin sırrı parçalanmış İslam beldelerini tek bir siyasi ve askeri irade altında birleştirmesinden geçer, Müslüman alemi ve Türk dünyası ancak iç birlikteliğini sağladığı dönemlerde küresel güç haline gelmiştir,
İkinci Dünya Savaşında Müttefiklerin kazandığı zafer sadece askeri teknolojiyle değil muazzam bir sanayi üretim kapasitesi ve lojistik hatların güvenliğiyle elde edilmiştir, Amerika Birleşik Devletleri Rusya İngiltere gibi aktörlerin savunma sanayi alanındaki teknolojik üstünlükleri kesintisiz üretim hatlarına dayanmaktadır, Bu nedenle geleceğin muhtemel çatışmalarında galip gelmenin yolu üretim hatlarının yer altında ve siber saldırılara karşı tamamen izole şekilde yapılandırılmasından geçer,
İsrail Yunanistan Batı bloku ve bölgesal tehditlerin Türk milletine ve Doğu coğrafyasına karşı uyguladığı strateji kademeli kuşatma ve psikolojik yıpratmadır, Ege adalarının silahlandırılması Doğu Akdenizde yetki alanlarının gasp edilmeye çalışılması Kafkasyada ve Ortadoğuda suni kriz alanlarının yaratılması bu kuşatmanın parçalarıdır, Bu kuşatmayı kırmanın yolu pasif savunma değil stratejik derinlik ve önleyici hamle Doktrinidir.
Savaş artık sadece karada denizde ve havada cereyan etmemektedir, Yeni nesil savaşlar siber uzay elektromanyetik tayf uzay psikolojik harp ve finansal sistemler üzerinden yürütülmektedir, Bu nedenle milli savunma konsepti katmanlı ve karmaşık bir yapıya bürünmelidir,
Kara cephesinde sınır hattının tamamen insansız sensörler otonom devriye robotları ve katmanlı tanksavar füzeleriyle örülmesi şarttır, Sınır ötesinde derinlemesine güvenlik kuşakları oluşturularak düşmanın dost unsurlara yaklaşması kaynağında engellenmelidir, Lojistik hatların kesintisiz işlemesi için otonom kara araçları ve yer altı tünel ağları tesis edilmelidir,
Deniz cephesinde Mavi Vatan Doktrini çerçevesinde Ege Akdeniz ve Karadenizde tam hakimiyet kurulmalıdır, İnsansız deniz altı araçları denizaltı savar otonom botlar sürü torpido sistemleri ve kıyı füze bataryaları ile deniz yetki alanları erişilmez kılınmalıdır, Çanakkale ve İstanbul boğazları dünyanın en gelişmiş güdümlü füze ve deniz mayın sistemleriyle koruma altına alınmalıdır,
Hava ve uzay cephesinde beşinci ve altıncı nesil insanlı ve insansız savaş uçaklarının entegrasyonu tamamlanmalıdır, Uzayda konuşlandırılacak yerli uydular vasıtasıyla erken ihbar ve kesintisiz haberleşme ağı kurulmalıdır, Alçak irtifa orta irtifa ve yüksek irtifa hava savunma sistemleri tek bir komuta kontrol yazılımı üzerinden yapay zeka desteğiyle çalıştırılmalıdır,
Siber ve elektromanyetik cephede tüm devlet altyapısı milli kriptolu yazılımlarla korunmalıdır, Düşmanın iletişim haberleşme ve komuta kontrol ağlarını felç edecek elektromanyetik karıştırma ve yüksek güçlü mikrodalga silahları aktif olarak kullanılmalıdır.
Savaşmadan kazanmanın ve olası bir küresel çatışmada mutlak galip gelmenin yolu daha önce denenmemiş devrimsel stratejileri hayata geçirmektir, Bu kapsamda geliştirilecek stratejik adımlar şunlardır,
Yapay Zeka Destekli Otonom Komuta Katmanı oluşturularak kararların insan tepki süresinin milisaniyelerce altına indirilmesi sağlanmalıdır, Savaş anında düşmanın komuta merkezlerini ve lojistik hatlarını saniyeler içinde analiz edip en uygun taarruz seçeneğini üreten yapay zeka sistemleri entegre edilmelidir,
Sürü Teknolojileri ve MİKRO İHA Bataryaları ile düşmanın en gelişmiş savunma sistemleri doyum noktasına ulaştırılarak etkisiz hale getirilmelidir, Binlerce otonom mikro insansız hava aracının aynı anda düşman radarlarına ve komuta merkezlerine saldırdığı konseptler asimetrik üstünlük sağlar,
Kuantum Kriptoloji ve İletişim Ağı tesis edilerek siber alanda tam kırılmazlık elde edilmelidir, Düşman devletlerin siber casusluk ve veri dinleme kapasiteleri kuantum şifreleme teknolojileriyle tamamen işlevsiz kılınmalıdır,
Finansal ve Ekonomik Kalkan Projesi ile ulusal para birimleri ve ticaret hatları küresel finansal yaptırımlara karşı korumaya alınmalıdır, Türk devletleri ve Müslüman ülkeler arasında ortak dijital blokzincir tabanlı ticaret birimi oluşturularak küresel finansal baskılar nötralize edilmelidir,
Kişiselleştirilmiş Biyolojik ve Genetik Savunma sistemleri kurularak topluma yönelik etnik veya genetik bazlı olası biyolojik saldırılara karşı milli gen bankaları ve hızlı aşı geliştirme merkezleri tesis edilmelidir.
Zaferin nihai teminatı teknoloji ve ordu kadar devletin aklı ve milletin sarsılmaz iradesidir, Yediden yetmişe tüm toplumun milli güvenlik bilincine sahip olması dezenformasyona karşı uyanık bulunması ve üretim çarklarını kesintisiz döndürmesi hayati önem taşır,
Dış ilişkilerde düşman sayısını azaltmak için proaktif barış diplomasisi yürütülmeli komşu ülkelerle ortak ekonomik alanlar oluşturulmalı fakat askeri caydırıcılıktan en ufak bir taviz verilmemelidir, Türk Devletleri Teşkilatı askeri ve iktisadi bir ittifaka dönüştürülmeli Müslüman alemiyle stratejik savunma paktları kurulmalıdır,
Türkiye ve dost coğrafyalar coğrafi konumu güçlü ordusu yetişmiş insan kaynağı ve tarihi birikimiyle küresel dengelerin belirleyicisi olmak zorundadır, Savaşın felaketini engellemenin düşmanın gözünü korkutmanın ve coğrafyamıza barışı getirmenin tek yolu her an savaşa hazır son teknolojiyle donatılmış ve iç cephesi sarsılmaz bir devlet yapısını muhafaza etmektir.
Yukarıda sunulan doktrin tarihi tecrübeler günümüz askeri teknolojisi ve geleceğin stratejik gereksinimleri dikkate alınarak hazırlanmıştır, Dünya üzerindeki tüm çatışma alanlarında galip gelmenin yolu askeri güç diplomasi teknoloji ve toplumsal birlikteliğin tek bir irade altında birleştirilmesidir, Bu stratejik adımlar uygulandığında caydırıcılık en üst seviyeye çıkacak ve bölgeye barış ve istikrar hakim olacaktır.”
